CAMBAZIN CENAZESİ

DOĞU YAŞAR AKAL Yönetmen

1985 yılında Ankara’da doğdu. ilköğretim ve liseyi TED Ankara Koleji’nde tamamladı. Lise yıllarında başladığı tiyatro çalışmalarına Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümü Yönetmenlik Ana Sanat Dalı’nda devam etti.
Lisans eğitiminin ardından AST ve Ankara DT bünyesinde tiyatro çalışmalarına devam etti. Akademik hayatına devam etmek için Kadir Has Üniversitesi Film ve Drama bölümünde yüksek lisans yaptı. ‘Ezilenlerin Tiyatrosunda Seyircinin Yeniden Özneleşmesi’ adlı yüksek lisans teziyle 2013 yılında mezun oldu. Halen aynı üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışmakta, tiyatro yönetmenliğinin yanı sıra sinema yönetmenliği, ışık tasarımı, senaryo yazarlığı ve dramaturgluk yapmaktadır. Yönettiği Oyunlar:Hortlaklar (Henrik İbsen) – Kadir Has Sahne, Tek Kişilik Şehir (Behiç Ak) – Diyarbakır Devlet Tiyatrosu – 2017 Tartüf (Moliere) – Kadir Has Sahne – 2016, Bir Evlenme (Gogol) – Kadir Has Sahne – 2016, Macbeth; İki kişilik kâbus (William Shakespeare) – Tiyatro BeReZe – 2015, P.E.N.C.E.R.E (Ayşe Bayramoğlu) – Ray Performans Kolektifi – 2012 Philipp Hotz’un Büyük Öfkesi (Max Frisch) – Ankara Devlet Tiyatrosu – 2010

FİRUZE ENGİN Yazar

Güzel Sanatlar Lisesi'nde resim eğitimi aldıktan sonra, Ankara Üniversitesi DTCF Tiyatro Bölümü Dramatik Yazarlık Ana Sanat Dalı'ndan mezun oldu. 2002 - 2006 yılları arasında Son Sahne Oyuncuları bünyesinde oyuncu ve tasarımcı olarak çalıştı; Yeraltı Oyuncuları için kostüm tasarımları yaptı. 2006 yılında Tiyatro BeReZe'nin kurucuları arasında yer aldı. 2011’de Tiyatro Oyunbaz’ın Bernarda Alba’nın Evi adlı oyununda oynadı. 2012’de Stüdyo4 İstanbul bünyesinde sahnelenen Olmamış Mı? adlı oyunun yazımına katkıda bulundu, aynı oyunda oyuncu olarak rol aldı.

Yazdığı Hıdrellez adlı oyun 2013-2015 yılları arasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda, 2017-2018 sezonunda Van Devlet Tiyatrosu’nda sahnelendi. "Yarının Oyunları Projesi" kapsamında yazdığı Cambazın Cenazesi adlı oyun 2014-2016 yılları arasında İkinciKat Tiyatro’da, 2017-2019 yıllarında Bursa Nilüfer Kent Tiyatrosu’nda, 2019’da Dönüşüm Atölyesi Oyuncuları’nda ve Ankara Deneme Sahnesi’nde sahnelendi. Firuze bu oyunla 2015 Afife Tiyatro Ödülleri’nde Cevat Fehmi Başkut Özel Ödülü’nü kazandı. 2015-2016 yılları arasında İkinciKat Tiyatro bünyesinde sahnelenen, Ahmet Sami Özbuudak’ın yazdığı Kar Küresinde Bir Tavşan adlı oyunun yönetmenliğini yaptı. 2018-2019 sezonunda Talimhane Tiyatrosu yapımcılığında Yusuf Atılgan’ın Anayurt Oteli adlı romanından uyarlanan Zebercet adlı oyunu yazdı. Aynı sezon DasDas bünyesinde Güle Güle Diva adlı oyunu yazıp yönetti. 2005’ten günümüze dek birçok radyo metni, TV dizisi ve çocuk programı yazmış olup, Tiyatro BeReZe bünyesinde çocuklar ve yetişkinler için tiyatro çalışmalarına devam etmekte, çocuklar için yaratıcı yazarlık eğitimleri vermekte; bağımsız olarak senaryo ve oyun yazarlığı yapmaktadır.

BU DÖNÜŞÜMÜ KİM İSTİYOR? OYUNA DAİR

Cambazın Cenazesi’ni 2014 yılında, dört farklı yazarın dört ayrı oyun kaleme alacağı “Yarının Oyunları” adlı proje için yazmıştım. Bu projede dördümüzden de özgün bir oyun sipariş edilmişti. Hiçbirimiz ne hakkında yazacağımızı bilmiyorduk. Hakkında yazacağımız şeyi seyirci belirleyecekti. Seyircilerin seçtiği konular arasından bir kura çekildi ve dört yazar bahtımıza düşen konuyu alıp evimize gittik. O akşam eve giderken yanımda “dönüşüm” kelimesini götürüyordum. Doğurgan bir konuydu, pek çok şekilde soyutlanabilirdi ama mümkün olan en somut, en gözle görülür haliyle ele almak istiyordum. Bu kelimenin, günlük hayatta hepimizin gözünün önünde olup biten bir karşılığını arıyordum. Tam da o günlerde kafamda, bir hikayesi bile olmayan iki ergen oğlan geziniyordu. Ölen dedelerini, bir ömür yaşadığı evinin bahçesine gömmek isteyen beceriksiz ve biraz da ödlek iki tip… Henüz bu kadardılar. Onları nasıl bir öyküye koymak istediğimi henüz bilmiyordum.

Yine tam da o günlerde – bugün de olduğu gibi – İstanbul’da ve her yerde binalar, evler, parklar yıkılıyor; haldır huldur ağaçlar yerinden sökülüyor ve yıkılıp sökülenlerin yerine yeni evler, binalar yapılıyordu. İnsanların yaşam alanlarındaki. bu gaddar dönüşümü izlerken “Bu dönüşümü kim istiyor?” diye düşünmeye başladım. Gerçekten birileri emredince mi oluyor? Bazı yöneticiler bazı masaların başına geçiyor ve “Şimdi şurayı yıkacağız, sonra da şurayı yıkıp yeni bir bina yapacağız!” diyorlar; sonra da kötü kahkahalarla gülüyorlar mı? Örneğin bir zeytin ağacının yüzlerce yıllık yaşamı herkes için çok kıymetli ama yöneticiler bunu görmüyor ve o ağacı hunharca oradan söküyorlar mı? Evet, bazen tam da böyle oluyor. Ama bazen de tam tersi… Bazen insanlar yaşamlarının dönüşmesini, değişmesini kendileri istiyorlar. Bazen, daha iyi veya daha kötü olacağını düşünmeksizin, sadece “daha yeni” olanı arzuluyorlar.
Anıları ve geçmişi yeniyle değiştirmeyi kendileri tercih ediyorlar. Bir anlamda, dönüşümü çağırıyorlar. Yapıldak Kasabası, o günlerde bunlar üzerine düşünürken belirdi. Ölen dedelerini çok seven o iki oğlan da böylece kasabanın öyküsüne yerleşmiş oldular. Cambazın Cenazesi, hiçbir şeyin pek de hızlı değişmediği durağan bir taşra kasabasında, büyük dönüşüm kasabayı ele geçirmeden hemen öncesinin, dönüşüm fikrinin evvela akıllara girmesinin hikayesi. Evlerin, sokakların, bütün bir yaşam alanının değişeceği, eskimiş hayatın yıkılabileceği fikri bir ihtimal olarak bile belirdiğinde geçmişle bağların nasıl zayıflayabileceğinin, bir anda ortaya çıkan gizli düşüncelerin ve kurnazlıkların hikayesi. Bütün olaylar bir cenaze evinin etrafında yaşanıyor. Çünkü ölüm karşısında insan kendini bu kadar aciz ve çaresiz hissederken cenaze evlerinde gündelik işlerin daima müthiş bir beceriyle yürümesi bana hep hayret verici gelmiştir. Ölüm gibi dev bir gerçek evin ortasında dururken, en önemsiz dünya meseleleri hakkında yaptığımız gereksiz sohbetler, dedikodular, gizli kıskançlıklar, birbirini azarlamalar, darılmalar, kahkahalarla gülmeler; hayatın kesintisiz akışta devam edişi, tüm o zıtlıklar çok komik ve ironik. Sonuçta gerçek bu kadar çıplak; ölüm de bir dünya işi. Giden gitmiş oluyor, dünya dönmeye devam ediyor. Kalan insanlar da onları insan yapan bütün o karanlık, komik, aciz halleriyle yaşamaya.. Metni iki oyuncunun anlatacağı kalabalık bir öykü olarak tasarlamıştım. Şimdiki yorumunda üç güzel oyuncunun anlattığı bu hikaye umarım içinizde bir yerlere değmeyi becerebilir.

html5 bootstrap template
html5 bootstrap template
html5 bootstrap template